...:::SanaL.Bosfforuma HoşGeldiniz:::....

Sanal.bosfforuma HoşGeldiniz
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
En iyi yollayıcılar
FeRiDuN
 
yeshimm
 
aydınn
 
€réN
 
manyaaqxx
 
madboy35
 
$ule
 
ÖMER
 
wady
 
meco
 
En son konular
» alta ki kişinin nereli olduğunu tahmin etme
Paz Ocak 11, 2009 8:58 pm tarafından FeRiDuN

» Bir sonraki üyeyi tahmin edin ?
Paz Ocak 11, 2009 8:56 pm tarafından FeRiDuN

» xxX Üstteki Üyeyi Saçma bir nedenden Banlayın Xxx
Paz Ocak 11, 2009 8:55 pm tarafından FeRiDuN

» sonu ''on'' ile biten kelimeler :)
Paz Ocak 11, 2009 8:53 pm tarafından FeRiDuN

» son kelimeyi al başa koy:)
Paz Ocak 11, 2009 8:50 pm tarafından FeRiDuN

» arka sıradakilerde en çok hangi oyuncuyu seviyorsunuz?
Cuma Eyl. 26, 2008 10:40 pm tarafından FeRiDuN

» Şuan Hangi Şarkıyı Dinliyosunuz
C.tesi Eyl. 20, 2008 5:10 pm tarafından yeshimm

» İçinizden Bağırmak Gelse Hangi Cümleleri Söylerdiniz...
Çarş. Eyl. 17, 2008 4:38 pm tarafından ÖMER

» son harften isim turetmece
Ptsi Eyl. 15, 2008 9:31 pm tarafından FeRiDuN

Kimler hatta?
Toplam 4 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 49 kişi Salı Ağus. 30, 2016 9:21 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 36 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: arab

Kullanıcılarımız toplam 2231 mesaj attılar bunda 1709 konu
Ocak 2019
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031   
TakvimTakvim
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Sinemalarda Bu Hafta

Sayaç


Paylaş | 
 

 Vedat Demircioğlu (1943 - 1968)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
FeRiDuN
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1125
Yaş : 28
Ruh Haliniz :
Hangi Takımlısızı :
Kayıt tarihi : 31/07/08

MesajKonu: Vedat Demircioğlu (1943 - 1968)   C.tesi Ağus. 30, 2008 9:22 pm


Ülkemizde 6. filoya yönelik ilk protestolar 1967 yılında yapılmaya başlanmıştı. O günlerde FKF İstanbul sekreterliği protesto amaçlı bir açlık grevi düzenlemişti. Olayların büyük bir hızla geliştiği 1968’de ise 6. Filo’yu yeniden karşılamak için 15 Temmuz’da İTÜ’de devrimci gruplar arasında bir toplantı düzenlendi. Toplantıda 76 kuruluş 6. Filo protestolarında ortak davranmak için biraraya gelmişti ve bildiriden mitinge kadar bir dizi eylem kararı alınmıştı. Toplantı dağılırken dışarda bekleyen polis, gruptan 11 öğrenci önderini gözaltına aldı. Ertesi gün FKF bunu protesto eden bir etkinlik düzenledi ve iki gün boyunca İTÜ’nün bulunduğu Gümüşsuyu’nun ara sokaklarında polisle öğrenciler arasıda küçük çaplı çatışmalar sürdü.
17 Temmuz akşamı, yukarıda bahsettiğimiz gelişmelerden dolayı öğrenciler yurt bahçesinde beklemektedirler.
18 Temmuz gecesi saat 01.30 cıvarlarında yurdu kuşatan polis ve inzibat çemberinin arasından Dolmabahçe’ye doğru beraberlerindeki kadınlarla gürültülü bir biçimde geçen ABD askerleri böylece fitili de ateşlemiş oldular. Yurttan çıkan öğrenciler inzibatları aşıp ABD’lilere müdahale ettiler. Öğrencilere saldıran polis, bir öğrenciyi gözaltına alırken, başkalarını da almaya çalışan bir komiser de öğrenciler tarafından rehin alınıp yurda götürülür. Beyoğlu İnzibat Bölge Komutanı Hikmet Silahçıoğlu’nun arabuluculuk girişimleriyle gözaltına alınan öğrenci, rehin tutulan komiser ile takas edilir. Bu arada yurda müdahale için gereken izin verilmiştir.
Saat 4.30 cıvarında polis yurda saldırıya geçer ve arada kalmak istemeyen inzibatlar çekilir. Polis öğrencilerin kapattıkları demir kapıları kırıp içerideki çoğu uyuyan tüm öğrencilere vahşice saldırır. “Öldürün piçleri”, “Komünistlere vurun” nidaları arasında öğrenciler merdivenlerden aşağıya atılır, bu arada hukuk fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu, 2. Kat penceresinden aşağıya atılır. Yıllar sonra Seher Şahin de aynı şekilde okulu basan polislerce pencereden atılarak katledilecektir. Baskın sırasında 47 öğrenci yaralanır, 30 öğrenci gözaltına alınır. Geride kalan öğrenciler saat 5.30 cıvarında ellerinde pankartlarla Taksim Anıtına kadar yürüyüp, ardından yaralı arkadaşlarının durumunu öğrenmek için hastanelere giderler. Bu sırada da polisle çatışmalar devam etmekte, Taksim İlkyardım Hastanesi’nin önündeki bir polis jipi tahrip edilmektedir.
18 Temmuz günü olayı duyan İTÜ’ye koşuyordu. Kitle sloganlar ve marşlar eşliğinde 12’deki mitingin ardından Dolmabahçe’de demirlemiş 6. Filonun üzerine yürümeye hazırlanırken o dönemin FKF İl Sekreterliğini elinde bulunduran reformistler, provakasyon edebiyatı yaparak Dolmabahçe’ye yürünmesini engellemeye çalışmaktadır. Harun Karadeniz ve Hasan Yalçın’ın bu içerikteki konuşmalarının ardından kitle Dolmabahçe’ye doğru yürüyüşe geçer.
Bu arada miting alanını daha önce terk eden reformistler ise Gümüşsuyu’nda yürüyen kitlenin önüne barikat kurmaya çalışmaktadırlar. Son zamanlarda sık sık eklektik bir tarih anlayışıyla isimleri yan yana konulan Deniz Gezmiş ve Harun Karadeniz, işte bu barikatın iki karşıt cephesindedirler.
Sonuçta, barikat aşılmış ve kitle bir sel gibi Dolmabahçe’ye akmaktadır. Kendilerini motorlara atmayı beceremeyen, geç kalan ABD askerleri denize dökülür. Rıhtımdaki kamyonlarda bulunan ABD’ye ait malzemeler de tahrip edilir, denize dökülür. Arabasıyla oradan geçmeye çalışan bir ABD askerinin aracı tahrip edilir. Oradan geçmekte olan halk da öğrencilere katılır, kitle 3-4 bini bulur.
Saat 21 olduğunda, 7 saat geçmesine rağmen Dolmabahçe’deki öfke dinmemiştir. Bu kadar uzun süren bir kitle eylemini iyice kuşatan polis, kitleye yine vahşice saldırır. İki çember oluşturulmuştur ve birincisinden çıkan, ikincisinden de dayak yiyerek vahşetten sıyrılabilmektedir.
20 Temmuzda FKF Beyazıt Meydanında bir miting düzenledi. Yükselen anti-emperyalist öfkeyi ifade etmek, düşmana yönlendirmek bir yana, varolanı sönümlendirmeyi, parlementer mücadele içindeki hedeflere (Demirel, Sükan vb.) yönlendirmeyi amaçlayan TİP’lilerin bu mitingteki tavrı, o dönemin MDD-sosyalist devrim ayrışmalarına hız vermekten öte bir anlam ifade etmedi.
24 Temmuz sabahı Vedat Demircioğlu’nun yaşamını yitirmesi üzerine ayrışmaya bir halka daha eklendi. FKF yönetimi aldığı karar uyarınca Beyazıt’taki Turan Emeksiz Anıtı önünden başlattığı yürüyüşü Valiliğe kadar sürdürmüş, polisin müdahalesi üzerine önceden alınan karar gereği oturma eylemi yaptıkları için hepsi gözaltına alınmıştır.
Vedat Demircioğlu’nun cenazesi polis tarafından kaçırıldığı için temsili bir tabutla gösteri yapan devrimci öğrenciler ise Cağaloğlu’nda polisle çatışmaya girmişlerdi.

15 Temmuz 1968’de İstanbul’a gelen 6. Filo’ya karşı protesto eylemleri düzenleyen İTÜ öğrencilerinin kaldığı İTÜ Talebe Yurdu, 17 Temmuz’da sabaha karşı polis tarafından basılır. Baskında birçok öğrenci yaralanırken pencereden atılan ve komaya giren Vedat Demircioğlu, 24 Temmuz’da yaşamını yitirir. Ve “olaylar” daha da büyüyerek devam eder...



24 Temmuz 1968... 17 Temmuz sabaha karşı toplum polisinin İTÜ Talebe Yurdu’na yaptığı baskında pencereden atılarak komaya giren TİP üyesi Vedat Demircioğlu yaşamını yitirdi. Vedat Demiroğlu’nun ölümü üzerine devrimci öğrenciler eylem kararı alırlar. “Sosyalist Devrimciler” olarak anılan Türkiye İşçi Partisi (TİP) çizgisindeki Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) üyesi öğrenciler Aksaray’daki TİP binası önünde ve İTÜ’de, “Demokratik Devrimciler” adıyla anılan Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB) üyesi öğrenciler de İstanbul Üniversitesi Merkez kampüste toplanmaya başlarlar.
17 Temmuz’da 6. Filo’yu protesto eylemleri sırasında devrimci öğrenciler arasındaki fikir ayrılığı giderek büyümüş, birbirlerini suçlamaya kadar varmıştı. FKF’li öğrenciler kollarına taktıkları siyah bantlarla Vilayet binasına doğru yürüyüşe geçerler. Polisle çatışmama, yere oturarak “pasif direnişe” geçme kararı almış olan Harun Karadeniz’in önderliğindeki öğrenciler Vilayet önüne vardıklarında polis “pasif direnişe” bile zaman bırakmadan kalabalığı döverek dağıtır. Ardından gelen ikinci öğrenci grubu da polisin sert tepkisiyle karşılaşırken aldıkları karar doğrultusunda yere otururlar. Oturan öğrenciler polis tarafından tutuklanır. Deniz Gezmiş önderliğindeki “Demokratik Devrimciler”, polis tarafından Çemberlitaş’ta durdurulur ve öğrencilerle polis arasında çatışma çıkar. Günün sonunda 47 öğrenci tutuklanırken, birçok öğrenci de yaralanmıştır...

Cenaze Töreni
Ertesi gün Vedat Demircioğlu’nun cenazesi kaldırılacaktır... Fakat cenaze geceden Vedat Demircioğlu’nun ailesine teslim edilerek Konya’ya doğru yola çıkarılmıştır. Bunun üzerine devrimci öğrenciler cenaze törenini sembolik bir tabutla yapma kararı alırlar. O günün hikayesini dönemin eylemci öğrencilerinden Esat Korkmaz’ın Arba Yayınları’ndan yayınlanan “Kafa Tutan Günler – 69 Güncesi” isimli kitabından okuyalım:
“25 Temmuz’da Vedat’ın cenaze töreni yapılacaktı; ancak cenaze 24 Temmuz gecesi ailesine teslim edilerek memleketi Konya’ya gönderilmişti. Bunu duyan öğrenciler sembolik bir tabutla töreni yapma kararına vardılar.



Vedat Demircioğlu için sabahın erken saatlerinden başlayarak Hukuk Fakültesi önünde toplanan öğrenciler, ****** Anıtı çevresinde ellerinde Vedat’ın portrelerini tutarak saygı duruşunda bulundu. Daha sonra Dekan Reha Poroy, Prof. Tarık Zafer Tunaya ve öğrenci temsilcileri birer konuşma yaptı. Konuşmalar yapılırken üniversite bahçesine üzerine Türk bayrağı örtülü Vedat’ın sembolik tabutu getirildi. Sembolik tabutla yürüyüşe geçen öğrenciler Plevne Marşı’nı söyleyerek ve sloganlar atarak Adliye binasının önüne geldi. Yapılan kısa konuşmalardan sonra Cağaloğlu’ndan saparak Vilayet’e yürümek isteyen öğrencilere polis, cop ve kalkanlarla saldırdı; öğrenciler taşlarla saldırıya karşılık verince, Cağaloğlu bir anda savaş alanına döndü; öğrenciler coplandı ve yerlerde sürüklendi. Olayların boyutlanması üzerine Cağaloğlu’na askeri inzibatlar sevkedildi. Polisin öğrenciler üzerine acımasızca saldırısına askeri inzibatlar kayıtsız kalmayınca yer yer askerlerle polis arasında da çatışmalar oldu.“



Konya’da Uzun Gece
Olaylar 25 Temmuz’da Beyazıt’ta yaşananlarla sınırlı kalmaz. 23 Temmuz akşamı başlayıp geç saatlere kadar devam eden bir başka olay daha yaşanır. Vedat Demircioğlu’nun cenazesinin Konya’ya getirileceğinin belli olması üzerine Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) ile Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) “Emperyalizmi Kınama” mitingi düzenlemek ister. Ancak Konya’daki gerici esnaf örgütleri ve Komünizmle Mücadele Derneği bu mitingin yapılmasına karşı çıkarak daha sonraki yıllarda çokça göreceğimiz üzere - Kahramanmaraş, Malatya, Çorum, Sivas... – gericileri sokağa dökmeyi başarırlar. Kenti yakıp, yıkmaya başlayan bu gözü dönmüş “kara kabalıklar”, Yeni Konya gazetesini, ilerici kitapevi ve kurumlara saldırdılar. Sokak başlarında kitaplar yakılır... Hızını alamayan kalabalık bu kez hedeflerini büyüterek kentteki eğlence yerlerine, kulüplere yönelir. Saldırılar sırasında meydana gelen deprem nedeniyle kentin elektrikleri de kesilince olaylar daha da büyür. Son durak Konya Orduevi’dir. Askeri birliklerin müdahalesi ile saldırılar son bulur...



Vedat Demircioğlu, 1968 yılında başlayan isyan günlerinin ilk kaybı olur... Ruhi Su’nun onun için yaptığı “Bir Sabah Uykusunda” isimli marşın sözleri ile Vedat Demircioğlu’nu bir kez daha sevgiyle anıyoruz...

Bir Sabah Uykusunda

Bir sabah uykusunda
Polisi saldırdılar
Demircioğlu Vedat'ı
Coplarla öldürdüler
Coplarla yumruklarla
Vurdular öldürdüler

Gencecik çocuklardı
Belki siz de gördünüz
Ellerinde pankartlar
Yolda gidiyorlardı
Özgürlük istiyorlardı
Özgürlük diyorlardı
Ellerinde pankartlar
Özgürlük diyorlardı

Altıncı Filo derler
Belki siz de gördünüz
Kıbrıs'ta karşımıza
Çıktılar, durdurdular
Boğaz'da karşımıza
Çıktılar, öldürdüler

Kurtuluş savaşında
Belki siz de gördünüz
Demircioğlu bir değil
Halkımız gibi çoğul
Geliyor çağıl çağıl
Geliyor çağıl çağıl

Söz ve Müzik: RUHİ SU
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sanal.bosfforum.com
 
Vedat Demircioğlu (1943 - 1968)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::SanaL.Bosfforuma HoşGeldiniz:::.... :: .·´¯(_.·´(_.·´¯(_Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir_)¯`·._)¯`·._)¯`·. :: Biyografiler-
Buraya geçin: