...:::SanaL.Bosfforuma HoşGeldiniz:::....

Sanal.bosfforuma HoşGeldiniz
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
En iyi yollayıcılar
FeRiDuN
 
yeshimm
 
aydınn
 
€réN
 
manyaaqxx
 
madboy35
 
$ule
 
ÖMER
 
wady
 
meco
 
En son konular
» alta ki kişinin nereli olduğunu tahmin etme
Paz Ocak 11, 2009 8:58 pm tarafından FeRiDuN

» Bir sonraki üyeyi tahmin edin ?
Paz Ocak 11, 2009 8:56 pm tarafından FeRiDuN

» xxX Üstteki Üyeyi Saçma bir nedenden Banlayın Xxx
Paz Ocak 11, 2009 8:55 pm tarafından FeRiDuN

» sonu ''on'' ile biten kelimeler :)
Paz Ocak 11, 2009 8:53 pm tarafından FeRiDuN

» son kelimeyi al başa koy:)
Paz Ocak 11, 2009 8:50 pm tarafından FeRiDuN

» arka sıradakilerde en çok hangi oyuncuyu seviyorsunuz?
Cuma Eyl. 26, 2008 10:40 pm tarafından FeRiDuN

» Şuan Hangi Şarkıyı Dinliyosunuz
C.tesi Eyl. 20, 2008 5:10 pm tarafından yeshimm

» İçinizden Bağırmak Gelse Hangi Cümleleri Söylerdiniz...
Çarş. Eyl. 17, 2008 4:38 pm tarafından ÖMER

» son harften isim turetmece
Ptsi Eyl. 15, 2008 9:31 pm tarafından FeRiDuN

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 49 kişi Salı Ağus. 30, 2016 9:21 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 36 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: arab

Kullanıcılarımız toplam 2231 mesaj attılar bunda 1709 konu
Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   
TakvimTakvim
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Sinemalarda Bu Hafta

Sayaç


Paylaş | 
 

 Türk Çadırları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aydınn
Moderatörler
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 429
Yaş : 23
Nerden : istanbul
Ruh Haliniz :
Hangi Takımlısızı :
Kayıt tarihi : 25/08/08

MesajKonu: Türk Çadırları   Cuma Eyl. 05, 2008 5:08 pm

TÜRK ÇADIRLARI


Türklerin bundan bin beş yüz yıl önce orta Asya’da, iklim ve coğrafi
şartların icabı olarak, umumiyetle göçebe bir hayat yaşadıkları
malumdur. Öyle göçebe bir gayet ki, bu hayatı yaşınlar yazı yazmasını
biliyorlar ve kervan ticareti yapıyorlardı. Göçebe hayatı yaşıyan
Türkler,iyi ahlaklı olmayı, yoksullara yardım etmeyi seviyorlar ve bunu
en büyük faziletler arasında sayıyorlardı. Ortaçağdaki göçebe Türk
cemiyetlerinde, çok zengin bir asılzadeler sınıf, her hususta hür olan
halk tabakası ve nihayet kara halk denilen, esirlerden mürekkep aşağı
tabaka vardı. İşaret edildiği üzere, Türk göçebe cemiyetinde medeni
hayatın mürekkep manzarası ve birçok müesseseleri görülmektedir.
Türkler, hep çadırlarda doğmuşlar ve buralarda yaşayıp ölmüşlerdir.
Eski Türkler çadıra otak (otağ) adını veriyorlardı ki, bugünkü oda sözü
buradan gelmektedir. Otağ ismi çadır manasında olarak, Selçuklularda ve
beyliklerde olduğu gibi, Osmanlılar’da da kullanılmıştır. Çadır
kelimesine gelince, bu da Türkçe olup çatmak fili ile ilgilidir.

Orada da, ihtiraslar birbirleriyle mücadele etmekte ve dedikoduya büyük bir yer verilmektedir.



İşte, birçok Avrupalı alimlerin de tasdik ettikleri üzere, doğuştan asker, teşkilatçı ve idareci olan

Yukarı orta çağda, Orta Asya’nın engin bozkırlarında yaşıyan Türklerin
çadırları, keçeden mamuldü. Şekli yuvarlak olup, sağlam kazıklarla yere
raptedilmişti. Alelade halk çadırları sekiz on kişi alçak büyüklükte
idi. Asılzadeler olan beylerin ve hanların muhtelif şekil ve büyüklükte
otağ yani çadırları vardı. Bunlardan kırmızı atlas veya ipekten
yapılmış büyük otağlar elli, yüz kişi alırdı ki, burada resmi
toplantılar yapılır, ziyafetler verilirdi. Renk renk kıymetli kumaşlar
ve ipeklilerle süslenmiş olan bu otağlar, bazı samanlarda ziyafetten
sonra içindeki kıymetli eşya ile birlikte ziyafeti veren han veya beyin
müsaadesiyle yağmalanırdı. Yağma esnasında han veya bey, varsa oğulları
ve katunu ile beraber otağdan uzaklaşırdı. Otağı yağma edenler, yağmayı
müteakip han veya beyin huzuruna vararak onu selamlarlar. ve
yağmaladıkları eşya ile birlikte kendi yerlerine giderlerdi. İşte eski
Türklerdeki yağmalı şölenin aslı budur. İranlılar, Türklerde gördükleri
bu adeta han-ı yağma (yani yağma sofrası) adını vermişlerdir.



Çadır, Türkler tarafından o kadar sevilmiş ve iona o kadar alışılmıştı
ki, yabancı ülkelerde bulunan ve evlerde oturan Türkler çadırda yaşamın
hasretini çekmişlerdir. Şaphesiz ki, onlar çadıra, hür ve serbest
yaşamanın hasretini çekmişlerdir. Şüphesiz ki, onlar çadıra, hür ve
serbest yaşamının bir timsali nazariyle bakıyorlardı. Yedinci asrın
başlarında Çin’de bir müddet yaşıyan bir Gök Türk şehzadesi, kendisine
tahsis edilen muhteşem bir binada kalmak istemeyerek, bu binanın
bahçesine kurduğu bir çadırda oturmuştur. Eski Türklerin

çadırları, elbiseleri gibi, umumiyetle ak idi. Ancak köle ve
cariyeleridir ki, kara çadırda yaşarlardı. Büyüklerin çadırlarından
bazıları al, kırmızı ve turuncu idi.

Arap müelliflerine göre, Peygamberimiz, hayatının son zamanlarında Türk çadırında oturmuş ve bu çadırı çok sevmiştir.

Osmanlı Türklerinin çadırları da Orta Asyalı atalarınınkinden
farksızdı. Osmanlı hükümdarlarının büyük ve muhteşem çadırları vardı
ki, buna otağ-ı hümayun denilirdi. Otağ-ı hümayun seferlerde, av ve
gezintilerde kullanılırdı. Fevkalade müzeyyen, işlemeli ve süslü olan
otağ-ı hümayunlar müteaddit kısımlara ayrılmıştı.

Otağ-ı hümayunların rengi kırmızı idi ve Osmanlı ordusunda padişah,
şehzadeler, vezir ve beylerbeyilerden başkası bu renkte çadır
kullanamazlardı. Padişah otağlarından Kanuni Sultan Süleyman’ın 1566 da
yaptığı Sigetvar seferindeki otağı pek mükellef olup yedi direkli idi.
Bu hükümdarın nişancısı ve müverrihi Celalzade, bu otağı pek edibane
bir surette tasvir etmiştir. Onun bu tasvirinden anlaşılıyor ki,
Kanuni’nin otağı, renkli şerit ve sırma saçaklarla süslenmişti. Padişah
otağlarının nezaretine hayme mehterleri adı verilen bir cemaat bakardı.
Bu cemaat oda tabir edilen dört kısma ayrılmıştı. Padişahlar sefere
veya herhangi uzakça bir mahalle gidecekleri vakit Davutpaşa, Çırpıcı
çayırı ve Üsküdar’daki Doğancılar meydanına hayme mehterleri daha önce
hareket ederek otağlar kurarlardı. Seferlerde iki otağ bulundurulması
adet idi. Bunlardan birisinde bizzat hükümdar oturur, diğeri de
tuğlarla beraber daha ilerdeki menzilde kurulurdu. Tuğlarla otağ-ı
hümayunu nakle memur edilenlerin başlarına, konakçı başı denilirdi ki,
bunlardan bazıları beyler beyi rütbesini haizdi.

Asker çadırlarına gelince, bunlar mahruti şekilde olup, pamuktan yapılmıştı. Renkleri beyazdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Türk Çadırları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::SanaL.Bosfforuma HoşGeldiniz:::.... :: .·´¯(_.·´(_.·´¯(_İslam_)¯`·._)¯`·._)¯`·. :: Türk ve Dünya Tarihi :: Türk Dünyası-
Buraya geçin: