...:::SanaL.Bosfforuma HoşGeldiniz:::....

Sanal.bosfforuma HoşGeldiniz
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
En iyi yollayıcılar
FeRiDuN
 
yeshimm
 
aydınn
 
€réN
 
manyaaqxx
 
madboy35
 
$ule
 
ÖMER
 
wady
 
meco
 
En son konular
» alta ki kişinin nereli olduğunu tahmin etme
Paz Ocak 11, 2009 8:58 pm tarafından FeRiDuN

» Bir sonraki üyeyi tahmin edin ?
Paz Ocak 11, 2009 8:56 pm tarafından FeRiDuN

» xxX Üstteki Üyeyi Saçma bir nedenden Banlayın Xxx
Paz Ocak 11, 2009 8:55 pm tarafından FeRiDuN

» sonu ''on'' ile biten kelimeler :)
Paz Ocak 11, 2009 8:53 pm tarafından FeRiDuN

» son kelimeyi al başa koy:)
Paz Ocak 11, 2009 8:50 pm tarafından FeRiDuN

» arka sıradakilerde en çok hangi oyuncuyu seviyorsunuz?
Cuma Eyl. 26, 2008 10:40 pm tarafından FeRiDuN

» Şuan Hangi Şarkıyı Dinliyosunuz
C.tesi Eyl. 20, 2008 5:10 pm tarafından yeshimm

» İçinizden Bağırmak Gelse Hangi Cümleleri Söylerdiniz...
Çarş. Eyl. 17, 2008 4:38 pm tarafından ÖMER

» son harften isim turetmece
Ptsi Eyl. 15, 2008 9:31 pm tarafından FeRiDuN

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 49 kişi Salı Ağus. 30, 2016 9:21 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 36 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: arab

Kullanıcılarımız toplam 2231 mesaj attılar bunda 1709 konu
Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   
TakvimTakvim
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Sinemalarda Bu Hafta

Sayaç


Paylaş | 
 

 MAHALLİ VE MANEVİ HEYECAN:KIRKPINAR (Halil Delice)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aydınn
Moderatörler
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 429
Yaş : 23
Nerden : istanbul
Ruh Haliniz :
Hangi Takımlısızı :
Kayıt tarihi : 25/08/08

MesajKonu: MAHALLİ VE MANEVİ HEYECAN:KIRKPINAR (Halil Delice)   Cuma Eyl. 05, 2008 5:03 pm

Yeryüzünü er meydanı bilenlerin, alperenlerin hatırasını yaşatan Kırkpınar 4 Temmuz’da başlayacak.
4 Temmuz (1898) “Türk gibi güçlü ve mert” sözünü Avrupa ve Amerika’ya
ezberleten Koca Yusuf’un Atlas Okyanus’un sularında ebedi aleme göç
ettiği tarihtir.

Her sene Kırkpınar’a farklı bir açıdan baktık. Bu sene de Kırkpınar’ı
Koca Yusuf ve Milli Takımımızın hatırlattıkları açısından incelemek
istiyoruz.
Bütün Türkler, bütün Müslümanlar ve bütün mazlumlar Milli Takımımızın başarısı karşısında niçin bizimle birlikte sevindiler.
Niçin olacak, Milli Takımımızın şahsında, zulme dur diyen, mazlumun
yardımına koşan, sahip oldukları nimetleri Hakk’ın emaneti bilen
alperenleri, Kırkpınar’ın doğmasına vesile olan akıncıları gördüler.
Mazlumlar, Alişlerini Kırkpınar’ın temsil ettiği manaya sahip çıkacak alperenleri bekliyor.
Kırkpınar’ın ne olduğunu anlamak için, doğduğu zamana, mekana, doğmasına sebep olan insanlara ve hadiselere bakmak lazımdır.

Doğduğu zaman; Osmanlı’nın Avrupa’yı bir daha çıkmamak üzere vatan
tuttuğu zaman, doğduğu mekan, Osmanlı’nın o günkü serhat boyu,
doğmasına sebep olanlarsa, gönül ile yüreği, güç ile bilgiyi kardeş
kılan alperenlerdi.
Osmanlı hatırası Kırkpınar’ı anlatmaya nasıl doğduğuyla başlayalım.


GERÇEK EFSANE KIRKPINAR

Kırkpınar’ın doğuşuyla ilgili bilgiler efsanedir.
Ancak öyle bir efsanedir ki, tarih ve coğrafyayla, Türkoğlu’nun
karakteriyle yüzde yüz uyuşan, gerçekle bu kadar iç içe olan başka bir
efsane yoktur.
Kırkpınar’ın ilk doğuşu Sarı Saltuk’ladır. Sarı Saltuk kimdir?
Sarı Saltuk, Türk insanına Anadolu’yu ve Avrupa’yı hedef gösteren
Türkistan’ın büyük evliyası Ahmet Yesevi Hazretlerinin talebesinin,
talebesi bir alperendir.

Hocasının işaretiyle Türk oğluna Avrupa’yı vatan kılmak üzere,
arkadaşlarıyla birlikte Anadolu’ya gelir. Burada Peygamber Efendimizi
rüyasında görür.
Peygamber Efendimiz, rüyada Sarı Saltuk’a, “Edirne’yi fethet. Bu diyar,
darünnasırdır (yardım diyarıdır), burasını küffar elinde komayın” der.
Bu işaret üzerine Sarı Saltuk ve beraberindekiler Çanakkale Boğazı’na ulaşırlar.
Ve Trakya’ya, (Rumeli’ne, Avrupa’ya) ayak basarlar. Tarihi 1263 idi.
Yani Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Süleyman’ın Rumeli’ye geçişinden 91 yıl önce, Sarı Saltuk ve arkadaşları Rumeli’ne geçtiler.
Yollarına devam ederek, Edirne’ye geldiler ve 1264 yılında Edirne’yi fethettiler.
Edirne’nin fethiyle birlikte burada Kırkpınar güreşlerini başlattılar.
Edirne’yi terk ettikleri 1304 yılına kadar Kırkpınar güreşlerine devam
ettiler.

Demek ki, Kırkpınar’ın asıl başlangıç tarihi, bugün kabul edilen
başlangıç tarihinden 98 yıl öncedir. Sarı Saltuk, kendisi bir cihan
pehlivanıydı, dünya şampiyonuydu.

Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Şehzade Cem’in Edirne Valiliği sırasında
Ebul Hayr-i Rumi’ye Sarı Saltuk’un hayatını anlatan Saltukname isimli
kitap hazırlatır
Sarı Saltuk’un asıl kabri, Romanya-Dobruca’daki Babadağ şehrindedir.
Kabir bugün ayaktadır, Türkiye tarafından tamir ettirilmiştir.
Sarı Saltuk, ölüm döşeğinde talebelerine;
“Evlatlarım, ben öldüğümde yedi tane tabut hazırlayın. Yedi millet,
benim kendilerinden olduğumu söyleyerek cesedimi isterler, her isteyene
verirsiniz” diye vasiyet eder.

Hakikaten de, Sarı Saltuk öldüğünde yedi millet gelir, kendilerine yedi
tabut verilir. Her tabutun içinde Sarı Saltuk’un cesedi vardır.
Sarı Saltuk’un bizim bildiğimiz kabirleri;
Romanya-Babadağ, Bulgaristan Varna-Kaligra, Bosna-Blagay,
Kosova-Prizren, Kırklareli-Babaeski, İznik, İstanbul-Rumeli Feneri,
Niğde Bor ve Tokat Sarı Saltuk Köyü’ndedir. Ayrıca sayısız yerde de
makamı vardır.


KIRK PINAR DOĞAR
Gelelim Kırkpınar’ın Osmanlı zamanında doğuşuna. 1350’li yıllardı.
Osmanlı’ya Anadolu dar geliyor, yeni ufuklar, Boğazı geçip Avrupa’ya kanat açmak için çırpınıyordu.
Orhan Gazi oğlu Şehzade Süleyman’ı Avrupa’ya (Rumeli’ne) geçmekle görevlendirdi.
Mevlana sevdalısı genç şehzade, kırk alperen arkadaşıyla, Çanakkale Boğazı’nın Anadolu yakasındaki Çardak kasabasına geldi.
Bir mübarek gecede Salcı Baba’nın yaptığı sala bindiler. Deli Kızıl
Sultan isimli bir meczup kendisini de almalarını ister. Kabul etmezler.
Yola çıkarlar.
Gürültü üzerine döner bakarlar ki Deli, kucağını kumla doldurmuş
saçıyor, saçtığı yerde kara yürüyor. Bakarlar ki, boğaz kapanacak, onu
da sala alırlar ve Rumeli’ne geçerler. Tarihler 1354’ü göstermektedir.
Bu geçişi tarihçiler, Türk tarihinin en önemli üç hadisesinden biri
olarak zikretmektedirler (Diğer ikisi, Türklerin Müslüman olması ve
1071 Malazgirt zaferidir.)

Şehzade Süleyman, bu geçiş sonrası atından düşerek, şehit olur.
Alperenler tarafından Gelibolu-Bolayır’a defnedilir, atı da hemen
yanına. Bu, binlerce yıldır devam eden bir alp geleneğidir.
Akın başlamıştır, durmak yoktur. Şehzade Murat, bayrağı yere düşmeden
ağabeyinin elinden alır. Trakya içlerine ağabey yadigarı alperenlerle
akmaya devam eder.
Akıncı, alperen, her an savaşa hazır kimse demektir. Güreş de savaşa en
güzel hazırlık vasıtasıdır. Kırk yiğit fırsat buldukça birbirleriyle
güreşmektedirler.
38’i güreşlerini ayırmıştır. Ancak iki yiğit bir türlü yenişemezler.
Yolları Edirne yakınlarına, Arda nehri boylarına, bu güzel nehir
kenarındaki, Simovina yakınındaki çayırlığa düşer.
Yine güreşirler. Ama iki can yiğit yine yenişemezler. Pes etmeyi de birbirlerine ihanet görürler.
Güreş, savaşa hazırlık olduğundan, ustalık, kuvvet, maharet gibi sahip bulundukları bütün güçleri kullanırlar.
Akşam olmuştur, güreşleri hâlâ devam etmektedir. Gönülceğizleri, bu
kadar yükü kaldıramaz. Emanetleri, sahibine teslim ederler. Şehit
olmuşlar, çalışmakla kazanılabilecek en yüksek dereceye kavuşmuşlardır.

Bugün bazılarının zannettiği gibi birbirlerine üstünlük kurmaya
çalışırken ölmemişlerdi. Bu şekilde öldüklerini söylemek, onları
birbirlerinin katilleri olarak kabul etmektir.
Onların niyeti, savaşa hazırlıktı. Savaşa hazırlık da savaş gibidir. Bu esnada ölenler de tıpkı savaşta ölmüş gibi şehittirler.
Şehzade Murat ve can yoldaşları iki şehidi canlarını teslim ettikleri yere defnederler ve Avrupa içlerine sefere devam ederler.
Günler sonra bir Fatiha okumak için arkadaşlarını defnettikleri mübarek
mekâna uğrarlar. Bir de bakarlar ki, bu mekanda, kırk tane pınar
doğmuş, Arda’ya doğru akıp gitmekte.
Bunu, arkadaşlarının Allah rızasına, Kırklar derecesine kavuştuğunun
işareti sayarlar. Buraya “Kırklar Pınarı” derler, söylene söylene
“Kırkpınar” olur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
MAHALLİ VE MANEVİ HEYECAN:KIRKPINAR (Halil Delice)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::SanaL.Bosfforuma HoşGeldiniz:::.... :: .·´¯(_.·´(_.·´¯(_İslam_)¯`·._)¯`·._)¯`·. :: Türk ve Dünya Tarihi :: Türk Dünyası-
Buraya geçin: