...:::SanaL.Bosfforuma HoşGeldiniz:::....

Sanal.bosfforuma HoşGeldiniz
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
En iyi yollayıcılar
FeRiDuN
 
yeshimm
 
aydınn
 
€réN
 
manyaaqxx
 
madboy35
 
$ule
 
ÖMER
 
wady
 
meco
 
En son konular
» alta ki kişinin nereli olduğunu tahmin etme
Paz Ocak 11, 2009 8:58 pm tarafından FeRiDuN

» Bir sonraki üyeyi tahmin edin ?
Paz Ocak 11, 2009 8:56 pm tarafından FeRiDuN

» xxX Üstteki Üyeyi Saçma bir nedenden Banlayın Xxx
Paz Ocak 11, 2009 8:55 pm tarafından FeRiDuN

» sonu ''on'' ile biten kelimeler :)
Paz Ocak 11, 2009 8:53 pm tarafından FeRiDuN

» son kelimeyi al başa koy:)
Paz Ocak 11, 2009 8:50 pm tarafından FeRiDuN

» arka sıradakilerde en çok hangi oyuncuyu seviyorsunuz?
Cuma Eyl. 26, 2008 10:40 pm tarafından FeRiDuN

» Şuan Hangi Şarkıyı Dinliyosunuz
C.tesi Eyl. 20, 2008 5:10 pm tarafından yeshimm

» İçinizden Bağırmak Gelse Hangi Cümleleri Söylerdiniz...
Çarş. Eyl. 17, 2008 4:38 pm tarafından ÖMER

» son harften isim turetmece
Ptsi Eyl. 15, 2008 9:31 pm tarafından FeRiDuN

Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 49 kişi Salı Ağus. 30, 2016 9:21 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 36 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: arab

Kullanıcılarımız toplam 2231 mesaj attılar bunda 1709 konu
Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   
TakvimTakvim
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Sinemalarda Bu Hafta

Sayaç


Paylaş | 
 

 Rize'de Şapka İsyanı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aydınn
Moderatörler
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 429
Yaş : 23
Nerden : istanbul
Ruh Haliniz :
Hangi Takımlısızı :
Kayıt tarihi : 25/08/08

MesajKonu: Rize'de Şapka İsyanı   Cuma Eyl. 05, 2008 4:57 pm

ŞAPKA özellikle ilk çağdan itibaren kullanılan ve insan yaşamında önemli bir yer tutan aksesuar aslında.
Hem bayanlar hem de erkekler için her zaman giyimin olmazsa olmazları
arasında sayılmış ve gardıropların değişilmez giyeceği ünvanını
almıştır…
Şapka tarihini ;

• ilk çağ
• orta çağ
• yeni çağ
• yakın çağ
• islamiyetten evvel ve sonra türklerde şapka

TARİHİ diye beş ana zamana ayırmamız mümkün fakat bizi ilgilendiren
İslamiyet sonrası şapka tarihidir ki bu noktada şapka toplumun kendi iç dinamiklerinde değişimlere yol açmıştır…
Şapka, genelde Batılı ülkelerde giyilen bir başlıktır.
Eski Türkçe’de şapkaya Şemsi sperli serpuş denir.

Cumhuriyet öncesi kullanılan başlıklar
Bu dönemde ilk görülen başlıklar sarıklardır.Daha sonra; Sarıktan fese,
festen de şapkaya geçilmiştir. Osmanlı’da, çok çeşitli başlıklar
kullanılırdı . En yaygını ise "kavuk" ve "külah"tı. Saraydaki yüksek
rütbeli subayların giydiği başlık çeşidinin ise tam olarak 43'e çıktığı
biliniyor.
Hükümet ve devlet görevlilerine ayrılan başlık sayısı ise 27 idi.
Hiç kimse kendine ait olmayan bir başlığı başına koyamıyordu.
Sadrazamdan kâtibe kadar herkes, şapkalarından tanınırdı.
Öyle ki bu mezar taşlarına bile yansımıştı.

Fese geçiş
Sarık kullanımı Yeniçeri Ocağı'nın kaldırıldığı tarih olan 1826'ya
kadar devam etmiştir. O tarihi takip eden günlerde, Akdeniz'de seferde
bulunan Kaptan-ı Derya (Deniz Kuvvetleri Komutanı) Koca Hüsrev Paşa,
Sultan İkinci Mahmud'un, Yeniçeri Ocağı'ndan geriye hiçbir alâmet ve
kıyafet bırakmak istemediğini öğrenince, Tunus'tan bir miktar fes alıp
tayfalara giydirir. İstanbul'a döndüğünde, subaylarıyla birlikte
Padişah'ın huzuruna başında
fesle çıkar. Fes, yenilikçi Padişah'ın çok hoşuna gider.
Tunus'tan hemen elli bin adet fes getirtilir. Bu noktadan sonra,
Osmanlıdaki ilk fabrika sayılan İstanbul Eyüp Sultan'daki Fes hane,
devlet memurlarına başta fes olmak üzere başlık yetiştirmek için
kurulmuştur. 1828'de çıkartılan bir kıyafet nizamnamesiyle de fes resmî
başlık olur.
Zamanla moda haline gelir. Öyle ki, Fesi, bir dönem kadınlar bile kullanır.

Enveriye
Jön Türklerin de ****** İnkılâpları'na benzer projeleri vardı.
Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın, Birinci Dünya Savaşı sırasında,
siperli başlık giyip orduya da giydirdiği bilinir. Bu şapkalara halk arasında "enveriye" denmiştir.


Cumhuriyet döneminde şapka
Erzurum Kongresi sonrası, vakit gece yarısını geçmiş.
Mustafa Kemal Paşa, İbrahim Süreyya (Yiğit) ve Mazhar Müfit (Kansu)
küçük bir odada çalışıyorlar. Aniden İbrahim Süreyya Bey,
Mustafa Kemal Paşa'ya şöyle bir soru yöneltiyor:
"Paşam, başarıya ulaştıktan sonra... neler yapmayı düşünüyorsunuz?"
Mustafa Kemal bu soru üzerine Mazhar Müfit'e dönerek,
"Şimdi not et bakalım" diyor, "ama defterin bu yaprağını kimseye
göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir Süreyya,
bir sen bileceksin. Şartım bu. Önce tarih koy: 7-8 Temmuz 1919.
Sabaha karşı." Ve zafer sonrası Türkiye’si için düşüncelerini tek tek yazdırıyor:
"Bir: Zaferden sonra hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır.
İki: Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken muamele yapılacaktır. Üç: Tesettür kalkacaktır. Dört: Fes kalkacak,
uygar milletler gibi şapka giyilecektir. Beş: Latin harfleri kabul edilecektir."
Mustafa Kemal, Anadolu'ya gönderilmeden çok önce kendi Türkiye’sini
oluşturmuştu. Onu Anadolu'ya gönderen Sultan Vahdettin istemeden bir
anlamda planlarını gerçekleştirmesine yardım eder.

******'e göre şapka
Şapka, çağdaş olma, evrensel medeniyete katılma, kafaların içini
hurafelerden kurtarıp bilimsel düşünceye açma yolundaki çabaları
destekleyecek en önemli adımdı. Kişinin kıyafetini değiştirmekle ruhsal
yapısının da değişeceği varsayılıyordu. Bu noktada Gazi Mustafa Kemal,
23 Ağustos 1925’te yurt gezisine çıkarak Kastamonu’ya gittiğinde
başında şapka vardır.
Çevresindekiler, kendileri de şapka giydikleri halde bu durumdan
rahatsız olmuştur. Kimileri de şapkayı “şems (güneş)siperli
serpuş(başlık)” diye tanıtmaya hazırlanır. Oysa ****** Kastamonu'da:
"Efendiler, Turan kıyafetini araştırıp canlandırmaya gerek yoktur.
Medeni milletlerarası kıyafet, milletimiz için layık bir kıyafettir.
Onu giyeceğiz. Ayakta iskarpin veya potin,
üstünde pantolon, yelek, gömlek, kravat, ceket
ve doğal olarak bunların tamamlayıcısı olmak üzere başta siperi şemsli
serpuş; bunu açık söylemek isterim, bu başlığın ismine şapka
denir."der. Ankara'ya döndüğünde kendisini karşılayan "üst düzey"lerin
tamamı şapkalıydı. Bu hava ile birlikte moda anlayışı da değişmiş,
hayat bir gün içinde başkalaşmıştı. 25 Kasımda Şapka Kanunu diye
bilinen yasa çıkarılır. Memurlar artık şapka giyecektir. Fes yasaktır…
O tarihten sonra fes ortadan kalkar, kentliler fötr şapka; köylülerse
kasket giymeye başlar. Şapka devrimi anlaşılması pek de kolay olmayan
bir devrimdir.Osmanlı toplumunda başlık, insanın dinini hatta toplumsal
mevkiini ve yaptığı işi tanımlayan bir işarettir. İnsanlar öldüğü
zaman, tabutun başucuna konan ve mezar taşı da onun şekline göre
yapılan eşyadır. Şapka Müslüman olmayanlara özgü bir başlıktır. Öyle ki
2. Mahmut, Rumların da benzerini giydiği fesi asker ve memurlara
giydirdiği için, şimşekleri üzerine çeker, kendisine “gavur padişah”
diyenler çıkar. ******’te Türkiye’yi yalnız kurumlar ve zihniyet
olarak değil, görünüş bakımından da Avrupai yapmak ister. Prof. Dr.
Sina AKŞİN’ e göre bu, basit bir taklit durumu değil, Türkiye’yi Sevr
belasından uzak tutacak, Avrupa kamuoyuna, “Biz sizin gibi bir ülkeyiz,
dolayısıyla sömürge olamayız, olmayız” iletisini en çarpıcı biçimde
sunacak bir önlemdir. Çünkü kamuoyları başka bir ülkenin çok okul
açtığını, çok fabrika kurduğunu kolay kolay algılamaz. Oysa bir ülkenin
simgesi haline gelmiş başlığı atıp, Avrupa’nın başlığını giymek,
yabancı kamuoyunun mutlaka dikkatini çekecek çok çarpıcı bir olaydır.
Yine Sina AKŞİN’ e göre Şapka Devrimi’nin Türk Kamuoyuna da bir iletisi
vardır. Çarpıcı bir biçimde, Türkiye’nin bir Avrupa ülkesi olacağı,
ortaçağdan (ya da yeniçağdan)son çağa geçilmekte olduğu anlatılmak
istenir.

TBMM'de şapka görüşmeleri
Hazırda bekletilen "Şapka iktisasına (giyilmesine) Dair Kanun" Tasarısı
hemen Büyük Millet Meclisi'ne sevk edildi. Ama geçirmek çok kolay
olmadı. Tasarı görüşülürken, taslağın anayasaya aykırı olduğu ileri
sürüldü. Bunu ileri süren Bursa Milletvekili Nurettin Paşa'ya,
******'ün yakın çevresinden zamanın Adalet Bakanı Mahmut Esat
(Bozkurt) çok sert çıktı: "Hürriyetin nasibi, irticaın elinde oyuncak
olmak değildir? Ülkenin çıkarlarına olan şeyler hiçbir zaman anayasaya
aykırı olamaz, olmaması mukayyettir (belirlenmiştir)." Herkes sustu.
Şapka kanunlaştı. (25 Kasım 1925) Artık erkeklerin şapka dışında başlık
giymeleri suçtu. Ama o sırada ülkede yeteri kadar da şapka da yoktu.
İnsanlar şapkaya benzer ne bulurlarsa başlarına geçiriyorlardı. Hatta
Rum kadınlarının giydiği şapkalar bile bir süre üst tabaka erkekler
tarafından kullanılmış ve trajikomik görüntüler oluşmuştu.

Şapka olayları
Şapka Kanunu'nun çıkmasıyla birlikte Erzurum, Rize, Sivas, Maraş,
Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve
Gümüşhane'de sert direnişler yaşandı. Ama hepsi çok şiddetli, hatta
vahim bir şekilde bastırıldı.
Oysa, şapkadan başka bir başlık giymekte direnmenin cezası, kanuna
göre, üç aya kadar hafif hapisti. Ama şapka, İstiklal Mahkemeleri'nin
en önemli konusu haline getirildi. Ve şapkaya direndikleri
gerekçesiyle, başta İskilipli Atıf Hoca olmak üzere, Rize'de 8,
Maraş'ta 7, Erzurum'da 4, Sivas'ta 3, İskilip'te 2, Menemen'de 28 olmak
üzere, diğer yerlerle birlikte toplam 78 kişi idam edildi.

Rize
Sivas, Erzurum ve Maraş’ta ki başkaldırıların aksine Rize’de çıkan
isyan yarattığı etki bakımından benzerlerinden ayrılır. İsyan sonucunda
kurulan İstiklal mahkemelerinde 143 kişi yargılanır ve sanıklardan 14’ü
On beş 22’si On, 19’u Beş yıla mahkum edilirken 8 idam cezası çıkar.

İsyanın çıkış noktası: Güneysu
Güneysu (eski adıyla Potomya) Rize’den 13 Kilometre uzakta bir
nahiyedir. bu dönemde nahiyeye bağlı köylerde ağalık düzeni hakimdir,
çay yoktur, halkın geçim kaynağı sadece mısırdır, doğal bitki örtüsünü
yarı yarıya komar ağaçları ve de diğer ağaç çeşitleri oluşturur.
Cumhuriyet’in ilanından 63 yıl sonra İlçe hüviyetine sahip olabilecek
olan Güneysu da başlayan isyanın haberini alan ve 1923 -1926 yılları
arasında görev yapan zamanın Rize Valisi Mehmet Hurşit Bey vakit
kaybetmeden durumu telgrafla Ankara’ya bildirir.Valinin çektiği telgraf
sonrası, Hamidiye kruvazörü Rize açıklarına gelip dağları topa tutar.
Olayın ilginç yanı ise Hamidiye kruvazörü dağları topa tuttuğu zaman,
Rize de devam etmekte olan bir isyan yoktur. Necip Fazıl KISAKÜREK’ e
göre Güneysu’ dan şehir merkezine yürüyen insanların da çoğu kendi
teslim olur. (Necip Fazıl, isyana katılan insanları “şapka giymek
istemiyoruz diyen ve her türlü fiili isyan davranışından çekingen;
seyirci vede isyana körü körüne katılan 80 – 100 kişilik kalabalık”
olarak tanımlar, ve bunu Son Devrin Din Mazlumları isimli kitabında
açıkça belirtir) Teslim olanlar hiç vakit kaybedilmeden İstiklal
Mahkemelerine çıkartılır ve Takrir-i Sükun Kanunu doğrultusunca
yargılanır. Yargılama sonucunda sekiz idam kararı çıkar, onlarca insan
da Sinop ve Adana’da ki cezaevlerine gönderilir.

30 Aralık 1925 tarihli cumhuriyet gazetesi idam edilen 8 kişinin
resimlerini yayınladıktan sonra bu konuda şu haberi geçer: “Rize’den
matbaamıza yazılıyor: Köy İmamlarını ve bazı mürtecilerin teşviki ile
25-26 teşrinisinde başlayan isyan, Cumhuriyetin azm ve savleti
neticesinde süratle bastırıldı. Bu isyan hareketinin seri bir şekilde
bastırılmasında fedakar vali Hurşit Bey ile Jandarma Kumandanı Binbaşı
Yusuf Bey’in büyük himmet ve gayreti vardır.”

İdam edilen sekiz kişiden birisi olan Mustafa KAMBUROĞLU’ nun oğlu
Mahmut Kambur’a göre: Zamanın Potomya Merkez Camisi İmamı olan Hacı
Sabit Civelek Efendi, Güneysu’ da olan gençleri toplayıp, onları
galeyana getirmek amacıyla ilk vaazını verir.İmam Hacı Sabit Civelek,
gençlere: “Şayet babanız başına şapka koyarsa katli vaciptir onu
vuracaksın;ve annen dul ise onu da sırtına alıp getireceksin” der.
İsyana katılıp idam edilen Mustafa KANBUROĞLU VE 15 Yıl hapis cezası
alan kardeşi Mahmut KANBUROĞLU arasında da, devletin isyana katılmış
olanların teslim olması emri sonrası ilginç bir diyalog yaşanır. Mahmut
KANBUROĞLU kardeşi Mustafa KANBUROĞLU’ na “Abi bu işin sonu kötü
görünüyor. Gel, Batum’ a kaçalım” der. Mustafa KANBUROĞLU ise: “Eğer
kaçarsak gerçekten suçlu oluruz.Hem cami hocaları bize, teslim olanlara
bir şey olmayacak dedi.” Şeklinde konuşur.Bu ilginç diyalog sonrası
Mustafa KANBUROĞLU ve kardeşi Mahmut KANBUROĞLU Güneysu’ da kendi
istekleriyle teslim olur.

Teslim olanlardan; Alihocaoğlu Sabit, (Muço) Mehmet PEÇE, (Latibeyoğlu)
Arslan PEÇE, Yakup Çavuş PEÇE, Kadir KOLİVAOĞLU, Hafız Şaban KOLİVA,
(Kofa)Hasan KÜLÜNK VE Mahmut KANBUROĞLU’ nun idam kararları çıkar, ve
cezaları bir gün sonra infaz edilir. Necip Fazıl’a göre idam kararının
çıkmasında Güneysu’ daki karakol çavuşunun etkisi büyük olur.
İsyancıların ilk olarak karakola yürümesi sonrası karakol çavuşu isyanı
yatıştırmak amacıyla: “ben sizin yanınızdayım” der. Sonrasında ise idam
edilen sekiz kişiyi İstiklal Mahkemesinde teşhis eder. Mahmut KANBUR ’a
göre İstiklal Mahkemelerinde yargılanan kişilere kendilerini savunma
hakkı tanınmaz. Zaten Hafız Şaban, Yakup Çavuş ve Kofa Hasan dışındaki
idam edilen insanlar kendi isimlerini dahi okuyup yazmaktan aciz, cahil
kişilerdir. Eğer şapka isyanında suçlu aranacaksa bu, isyanın çıkış
nedenini yeterince araştırmadan isyanı Ankara’ya bildiren zamanın
valisi ve gençleri kışkırtan cami hocalarıdır.

Halkı kışkırtan Potomya Merkez Camisi İmamı Hacı Sabit Civelek Efendi’nin kendini kurtarması:
İstiklal Mahkemesinin dört hakimi vardır ve hepsinin de ismi
Ali’dir.(Kel Ali, Kılıç Ali, Ali Gali ve Ali Necip) Mahkeme
Mübaşiri’nin adı da Ali CİRİKOĞLU. Mahkeme kapısında Laiksel Mahkemesi,
içerisinde de Takrir-i Sükun Kanunu yazar. Bu noktada Mahmut KANBUR’ un
söyledikleri çok ilginç: “İmam Hacı Sabit Civelek, Mahkeme heyetine;
ben, elli sene Potomya ’da hocalık yaptım. Hiç ecelinden ölen bir adan
yumadım. Hep kanlı gömlek yıkadım. Bu insanlar benim dediğimi yapmaz ki
ben bu insanları isyan ettireyim der ve eline aldığı bir fötr şapkayı
öpüp başına takar!” Bu sayede Hacı Sabit CİVELEK ceza almaktan
kurtulur.

Şapka İsyanını yaşayan insanlardan birisi de Osman MATARACI’ dır.Şapka
İsyanı meydana geldiğinde daha beş yaşındadır. Şapka Kanunu çıktığı
anda amcası Mehmet MATARACI İstanbul’dan 10 adet şapka aldırır.O
sıralar amcasının evinde yaşamakta olan Osman MATARACI, bahçıvanları
Ahmet’le birlikte başlarında şapka olduğu halde babasının yanına gider.
Bu duruma çok kızan babası Osman MATARACI’ yı ve bahçıvanları Ahmet’i
bastonuyla döver.ikisini de geriye, kardeşinin evine gönderir. Sonrası
mı? İsterseniz gelişen olayların gerisini bizzat Osman MATARACI’NIN
ağzından çıkan şekilde okuyalım: “O sıralar Rize’de ortalık süt
limandı. Vilayette hiçbir isyan belirtisi yoktu. Hamidiye geldi ve
dağları topa tuttu. Sonra Hamidiye kumandanı Valiyle görüştü. Birkaç
gün sonra, Şimdiki Ses Sineması Binasında İstiklal mahkemesi kuruldu ve
idam kararları çıktı. Tan otelinin önünde üç kişi, iskelenin başında
iki, ve şimdiki Belediye Parkında üç kişi daha asıldı.” Osman MATARACI’
ya göre babasının şapka takılmasına karşı çıkış sebebi tamamen
geleneklere bağlılıktır. Fakat olayın ciddiyetini anlayınca, babası da
evden kovulmalarının akabinde başına büyük bir fötr şapka koyar…

Şapka İsyanında suçsuz yere yargılanıp ceza alanlar da olur. Erzurum da
çıkan isyan sonrası yargılananların infazını görenlerden biri de Ahmet
KANBUROĞLU’ dur. Rize’ye döndüğünde, köy ağası olan babası Ali Bey’i
etrafına gençleri toplayıp onlara şapkaya karşı çıkılması gerektiğini
anlatırken bulan Ahmet KANBUROĞLU, babasına: “ben Erzurum’da
yaşananlara şahit oldum, gittiğiniz yol iyi bir yol değil, sen gençleri
kandırmaya çalışma, hepiniz toprak kokuyorsunuz” der. Oğlunun kendisine
karşı çıkmasına çok kızan Ali Bey Ağa: “Sen benim oğlum değilsin, bak
kardeşin Fazlı senden daha küçük olmasına rağmen senden daha yürekli”
diyerek Erzurum’dan hasta dönen Ahmet KANBUROĞLU’ nu tersler. Fazlı
KANBUROĞLU’ nun yaşı ise daha on yedidir. Şapka isyanı sonrası Ali
Bey’in evine baskın düzenleyen asker, isyanı benimsemeyip isyana
katılmayan Ahmet KANBUROĞLU’nu tutuklar. Haksız olan bu tutuklamanın
nedeni, aslında isyana Ahmet’in katıldığı fakat onu ceza almaktan
kurtarabilmek için yaşı küçük olan Fazlı KANBUROĞLU’ nun isyana
katıldığının söylenerek Ahmet KANBUROĞLU’ nu ceza almaktan kurtarmak
olduğunun düşünülmesidir. Sonuçta Ahmet KANBUROĞLU yargılanır ve On Beş
yıl hapis cezasına çarptırılır. 4,5 yıl cezasını çektikten sonra
affedilir.

Dünya devrimler tarihi incelenecek olursa kansız bir devrimin
gerçekleşmediği kolayca görülür.Küçük yada büyük çapta; bilinçli ya da
bilinçsiz bir şekilde çıkan Şapka İsyanından etkilenen bütün bir şehir
halkı olmuştur. Yeri geldiğinde ironik bir pişmanlık yaşayarak:

“Atma Hamidiye atma, şapka da takacağuk, vergi da vereceğuk..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Rize'de Şapka İsyanı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::SanaL.Bosfforuma HoşGeldiniz:::.... :: .·´¯(_.·´(_.·´¯(_İslam_)¯`·._)¯`·._)¯`·. :: Türk ve Dünya Tarihi :: Türk Dünyası-
Buraya geçin: